Yngwie J. Malmsteen Oca16

Etiketler

Benzer Yazılar

Paylas

Yngwie J. Malmsteen

Yngwie J. Malmsteen

30 Haziran 1963 yılında İsveç’in Stokholm şehrinde dünyaya gelen Malmsteen’in gerçek adı Lars Johan Yngve Lannerbäck’tır. Küçük yaşlarda müziğe pek ilgisi olmayan Malmsteen, 7 yaşındayken ilginç bir rastlantı sonucu gitar çalmaya başladı. Malmsteen’in müziğe karşı ilgisi  Jimi Hendrix’in, ölümü üzerine televizyonda yayınlanan bir programı seyretmesi  ve sahne gösterisine hayran kalmasıyla ile başladı. Akustik gitarı ile ilk notalarını basmaya başlayan Malmsteen daha sonra alacağı Fender Stratocaster ile kendisine bir kimlik oluşturmuştur. 10 yaşına geldiğinde Deep Purple şarkılarının tamamını çalabilen Malmsteen, Ritchie Blackmore’a olan hayranlığı, ailesinin; özellikle yetenekli bir flütçü olan ablası Lola Lannerbeck’in etkisiyle ilgi duyduğu klasik müzik kültürüyle birleşince benzersiz stili ortaya çıkmaya başladı. Devam eden süreçte Rus keman virtözü Gideon Kremer’in ortaya koyduğu performansların da etkiyle klasik müzik aşkını gitarına yansıtmaya başlamıştır.

Klasik müziğe duyduğu hayranlık dolasıyla barok dönemi bestecileri Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Tomaso Albinoni ve klasik dönem bestecileri Ludwig van Beethoven, Wolfgang Amadeus Mozart, Nicolo Paganini Yngwie J. Malmsteen’in müziğini ve tarzını derinden etkilemiştir. Gün geçtikçe kendini geliştirmesi ve yeteneklerini ortaya koyması ailesinin gözünden kaçmadı ve ailesinin desteği ile müzik dolu bir hayata ilk adımını atmış oldu.

15 yaşına geldiğinde çalışmaya başlaması hayatında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Atölyeye tamir için getirilen bir lut ona gitar üzerinde deneyebileceği bir fikir verdi; perdelerini eye ile oyarak tıpkı lut gibi scallope klavyesi olan bir gitar yaptı. Yüksek teller ve scallope (taraklı) klavye ile çalmak her ne kadar zor olsa da Yngwie, sweep tekniği için daha uygun olması nedeniyle buna kolay adapte oldu.

Bu dönemde bestelemeye başladığı Far Beyond The Sun, Icarus Dream Suite gibi parçalarında Malmsteen’in tarzı iyice şekillenmeye başladı.18 yaşında arkadaşlarıyla 3 parçadan oluşan bir demo kaydetti. Tarzı İsveç için oldukça sıra dışıydı. İsveç’te umdukları ilgiyi bulamayacaklarını anlayınca demo kayıtlarını yurtdışına göndermeye başladılar. Demoyu dinleyen Shrapnel Music’in sahibi Mike Varney, Yngwie Malmsteen’i Steeler’a katılması için Amerika Birleşik Devletleri’ne davet etti. Steeler’la bir albüm kaydeden Yngwie daha sonra Alcatrazz’a katıldı. Fakat Yngwie Malmsteen kendini daha iyi ifade edebilmek, tarzını ortaya koyabilmek istiyordu ve Alcatrazz’dan da ayrılarak solo kariyerine başladı.

Solo kariyerinin ilk albümü Rising Force oldu. Bu albüm müzik listelerinde 60. sıraya kadar yükseldi ve bir neoklasik rock şaheseri olarak müzik tarihinde yerini aldı. Bu albümdeki performansı ile Yngwie enstürmental rock dalında Grammy’e aday gösterildi. Müzik hayatına böyle bir başarı ile başlayan Malmsteen, günümüze kadar bestelemiş olduğu eserlerle bir kült haline gelmiş ve yaşayan bir efsane olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Polydor, Polygram, Elektra Records şirketleri ile çalışan ve neo-klasik metal, speed metal ve power metal gibi türlerde eserler veren Malmsteen müzik hayatında bas gitar, klavye, sitar, çello gibi enstrümanlara da yer vermiştir.